Eyüp Mûsıkî Derneği - Vakfı

Eyyûbî,
Kemanî, Rebabî Mustafa SUNAR (1881-1959)
Mustafa
SUNAR adı mûsıkî tarihimizde "Eyyûbî, Kemani, Rebâbî Mustafa Bey"
olarak geçer. 1881 yılında İstanbul'da Drağman'da Tercüman Yûnus
Mahallesinde 72 kapı sayılı evde doğdu. Mâliye Nezâreti Aşar Müdürü
Bozcaada'kı Ketâni-zâde Hacı Hüseyin Hüsnü Bey'in oğludur. İlk
okuldan sonra öğrenim görmedi. Babası, Meşrutiyet'ten önce Meclis-i
Mâliyye âzası, III. Osmânî ve IV. Mecîdî nişanları hâmili ûlâ sânîsi
rütbeli (Tümgeneral'e eşit mülkî-sivil rütbe) olduğundan olsa gerek
mûsıkî ile uğraşmasına şiddetle muhalifti. Buna rağmen küçük yaştan
beri mûsıkîye merak sarmıştı, biriktirdiği para ile gizlice bir
keman aldı. Durumu öğrenen babası çok öfkelenerek kemanını kırdı.
Buna aldırmayan Mustafa SUNAR bir keman daha tedarik etti ve
çalışmalarına mahalle bakkalı ile anlaşıp onun evinde gizlenerek
devam etti. Bu duruma çok üzülen annesi, babasını güçlükle razı
ederek evde çalışmasını sağladı. Bundan sonra babasının müsaadesiyle
mûsıkî çalışmalarına Tanbûrî İzak'tan ders alarak başladı. Daha
sonra devrin ünlü ustaları Kemânî Ağa, Kemânî Memduh ve Kemânî
Tatyos, Kemânî Bülbülî Salih Efendi'lerden yararlandı. mûsıkîmizin
inceliklerini, başta eniştesi Bestenigâr Ziya Bey olmak üzere,
Bolâhenk Nuri Bey, Ahmet IRSOY, İsmail Hakkı Bey'den öğrendi.
Memuriyet
hayatına Bahriye Nezareti'nde başladı. 1908 Meşrutiyeti îlan
edildiği zaman, 27 yaşında olmasına rağmen epey yükselmiş, muhasebe
kalemi havâlât ve varidat mümeyyizi idi. Temmuz 1904'te III. Rütbe
Osmânî, 09.Ekim.1905'te ûlâ sânîsi rütbesi verildi. 17.Kasım.1907'de
de II. Rütbe Mecîdî nişanlarını aldı. 1923'te, 42 yaşında emekliye
ayrıldı. Bu tarihten sonra ilk ve orta okullarda mûsıkî
öğretmenliğinde bulundu. Dâr'ül-Elhân'da keman muallimliği, Hüseyin
Sadettin AREL'in davetiyle İstanbul Konservatuarı'nda İcra Heyeti
Üyeliği yaptı. 1924 yılında "Alaturka Keman Muallimi" adlı keman
metodu yayınlandı. Eyüp mûsıkî Cemiyetini kurdu ve diğer mûsıkî
topluluklarına yardımcı olarak pek çok öğrencinin yetişmesine
yardımcı oldu. Öğrencileri arasında Safiye AYLA, Sabahattin VOLKAN,
Edip SEVİŞ (Rebâbî), Haydar SANAL gibi sanatçılar bulunmaktadır.
1899 yılında
Sûznâk makamında bestelediği "Lütfunla ikram eder gönlüm, sana zâlim
gönül" şarkısı ile bestekârlığa başladı. Pek çok şarkısı dönemin ses
sanatkârları tarafından plaklara okundu. Rebâbî son çalanlardandır.
Bu saz üzerinde esasına dokunmadan yaptığı bir dizi düzenleme ile
hem akort tutmasını hem de kolay çalınmasını sağlamıştır. Eyüp
mûsıkî Cemiyeti onun şefliğinde İstanbul Radyosu'nda emisyonlar aldı
mûsıkî alanında önemli hizmetler veren cemiyetler arasına girdi.
Aynı zamanda nota yazarı olan Mustafa SUNAR'ın pek çok şarkısının
güftesini yazmış olması, onun edebiyatla da ilgili olduğunu
gösterir. Tabiatı ve denizi seven, kibar, halim selim, tiz ve parlak
sesli, hoş sohbet bir insandı. Türk Fasıl mûsıkîsi Repertuarı'na
çeşitli makamlarda bir hayli eser hediye etti.
Ömrünün son
yıllarını felçli olarak geçirdi. Uzun süren bir hastalık döneminden
sonra 1959 yılında Ankara'da kızının yanında öldü. Halen Eyüp'te
oturmakta olan Cenani, Meral ve Müfit isimli üç torunu vardır. |